Kayıtlar

insan olmak?

Yaşadıklarımın içime sığmadığı bir andayım.

Yazmak istedim yine. Az gelir bana şimdi yine geldi. Kalbim büyüdü. 

3-4 aydır nefesle ilgili çalışmalar yapıyorum. Çok fazla şey keşfetttim, çok dönüştüm bu birkaç ayda.

Geçtiğimiz ay koçluk eğitimini aldım. Başta amacım kendime yönelmek, kendimi tanımaktı. Kendi nefesimi anlamaktı. Ama sonralarda, şimdilerde gördüm ki, nefes sadece bana ait birşey değil. Yoluma çıkan benimle nefes alan, birlikte nefes aldığım insanlar bana öyle şeyler öğretiyorlar ki, bu iş bildiğim sadece benle olacak iş değil. Bu iş bizle olacak bir iş, senle, onunla, onlarla. Ayrıştırmadan herkesle. Senin kalbinde ne varsa görebildiğin izin verebildiğinin kat kat fazlası farklısı renklisi coşkulusu seninle oluyor.

Bildiğin bir yerden değil, düşündüğün bir yerden değil, zaten düşünmekle olmuyor. İç sesin asıl sen, nerde neyi arzuluyor, aslındaki sen nerde ve kim onunla dans ediyorsun. Mucize gibi gelebilir ama değil, başta direndiğin kısmı mucize aslında, bıraktıkça o doğalı…

hüüüüüppp!

Resim
Evvettt efendiiiim!!!

Gitmek için gün, saat, saniye saydığım kamptan dün gece döndüm. 5 gün 4 gece süren bu kampın çoğu saniyesi benim için yıllar kadar uzun, uçmak kadar zor, yeniden doğmak kadar imkansız bir şekilde tamamlandı. Ay çok güzel nefes alacağız, kendimize döneceğiz, biraz da yüzüp döneceğiz dediğim kampın 3. gününde bu kamp İstanbul'da olsaydı bilirdim ben dönmeyi derken yakalamadım bile kendimi. Bir arada koçlara bulaştım içimden "BÖYLE PROGRAM MI OLUR BİR NEFES ALDIRMADINIZ" diye. 



Çok kısaca bahsetmek gerekirse nefes alarak aslında hayatınızın belli zamanlarında; özellikle 0-7 yaş arasında yaşadığınız olaylarla vardığınız yargıların, sizi üzenlerini, kıranlarını, konuşup tepkinizi ifade edemediklerinize ulaşıp hesaplaşabiliyorsunuz. Ben de yok pek yeaaa diyenler varsa buyrun bi deneyin derim :) Kamptaki insanların üçte biri belki bilimsel olarak ispatlanmadıkça inanmam diyen ve kampa katılıp, eğitimi en ön sıradan dinleyen canlardı. Hala inanmıyorsan zamanı…

İyiye ve kötüye sorular.

Resim
Hayatı denklemin hangi ucundan tutsak onun çerçevesinde değerlendirebilir miyiz? Mesela şimdi iyi ve kötüyü yalnız bırakıp bütün parametreleri eşitliğin diğer tarafına atıp bu parantezde soracağım hayata. Aklınıza gelen sorular varsa siz de yazın. Cevabın iyisi kötüsü yok.

Ben bu ara çok düşünüyorum iyi nedir? İyi insan olmak nedir? İnsan baştan sona, sabahtan akşama kadar iyi olabilir mi veya kötü olabilir mi? Biraz iyi biraz kötü olan insana ne denir? Birisinin iyi olması için gerekli olan koşullar nelerdir? İlla iyi veya kötü diye ayırt etmek gerekir mi? Ben iyi miyim, kötü müyüm? İyiysem neden iyiyim? Kötünün iyisi, iyinin iyisinden kimi zaman neden daha iyi? En iyisi nedir, var mıdır? 

Herşey iyi giderken, birden kötüye dönen şeye ne sebep olur, sonra neden tekrar iyi olur? Eskisi kadar iyi olur mu, neden eskisinden daha iyi olur? Olur mu veya olursa nasıl olur? 

Herşeyin iyi olduğu bir dünya, yer, an, ben mümkün mü? Mümkünse nasıl? Sürdürebilir midir bu iyilik? Herşeyin iyi olması …

Sen nasıl yüzleşiyorsun?

Resim
Ne zamandır yazayım yazayım diyip bıraktığım ve vazgeçtiğim yazma girişimlerim bugün belki de bahsedeceğim konu sayesinde erteleme yerine aksiyona dönüştü ve karşınızdayım.
Oldum olası kendimle ilgili her konuda farkında olmak, yüzleşmek beni çok heyecanlandırdı. Her zaman değil tabi. Ama genel olarak heyecanlandım ve bunun için  birçok şey denedim diyebilirim. Bunlara oyunculuk kursundan, arketip çalışmalarına, regresyon oturumlarından, nefes egzersizleri ve çakra pratiklerine kadar birçok şey dahil. 
Hepsi aslında durup baktığında, evet DURUP baktığında sana yardımcı olan araçlar. Sadece her birinin durma hali, bakma süresi ve açısı, yüzleşme metodu, açığa çıkarma enerjisi ve yüzleşebilme cesareti kapsamında birbirinden ayrılıyor ve güzelleşiyor, büyüsü burda J
Hepsinden çok çok çok faydalandım. Hepsinde çok çok farkettim. Hem de öyle böyle fark etmeler değil. Günlük hayatta yaşadıklarmdan çok farklı. Günlük hayatta görebilseydik bence yeryüzünün cennet olması max bir ay sürerdi. A…

beaaaean....

Resim
Ben. 


Neden bu kadar irkiltici ve tedirgin edici bu kelime başkasından duyulduğunda?

Hem "beni" bu kadar umursamaz, sesini duymaz, ihtiyaçlarını dinlemezken, neden "ben"in içinde olmadığı başkasından duyduğun "ben"ler bu kadar ürkütücü? Beninin alanına girildiği için mi? Beninden rol çalındığı için mi? Benini tehdit ettiği için mi? 


Peki sıra sana geldiğinde. Hadi söz sen de diyelim. Benine dair ne söylemek istersin. Hepimiz susmuş seni dinliyoruz. Ne derdin benin için? Mesela benine karşı ne hissediyorsun? Onunla iletişimin nasıl? Onu dinler misin? Ona karşı affedici misin, yargılayıcı mısın? Ne kadar kir pas var üstünde? Nasıl temizler, nasıl mutlu edersin onu? Düşündüğün, bildiğin gibi mi benin, yoksa senin yolda giderken ayaküstü patara kütere topladıklarından mı oluşuyor? Benliğinin en mutlu halinde olsan nasıl olurdundan ne kadar uzaktasın, yakınlaşmak için ne yapıyorsun? Görmezden gelme katsayın, sıklığın, sürekliliğin nasıl? 


Becerebilen durup çorbası…

Ben

Resim
Ne zamandir yazayim dedigim bir konuydu bu, ama yeri gelmedi. 
Bugun yeriymis.

Yakin cevremin cok iyi bildigi bir maceranin icindeyim bes aydir. Etrafimdaki herkese buyuk bir heyecanla deneyimlediklerimi anlatiyorum. Ogrendiklerimi degil. Farkettiklerimi de diyebiliriz.  

En kaba tabiriyle oyunculuk kursuna gidiyorum. 

Kisa bir bilgi vermek gerekirse Deniz Erdem'in bircok alandaki tecrubesini harmanlayarak ama temelde Eric Morris oyunculuk metotlarini deneyimlettigi bir macera, kendi icinizde gecen. 

Bu bes aylik surecte hayatim degisti!!! gibi beylik laflar edip, icimizde asla olmayacagini bildigim zirvalarla huzurunuzu kacirmayacagim. Peki ne oldu derseniz; bircogunun farkinda degilim aslinda, basladigim noktadaki Hilal'i bana etrafimdaki insanlar hatirlatiyor. Durumlara verdigim tepkilerim, korkularim, kaygilarim ne kadar degismis kardesim soyleyince farkettim. Bir arkadasim kurs ise yaramis belli yuruyusun degismis dedi. (O biraz da spordan tabi, atletik bir yapim oldugunu herk…

Ogretmen mi dediniz? Hangisinden vereyim?

Resim
Bu ara okudugum bir kitap var, calistigim da diyebiliriz. (Sanatcinin Yolu)

Icinde cesitli aktiviteler var, kendine yonelmen, yaraticiliginin onundeki engelleri 1er 1er kaldirman icin. 

Aktivitelerden 1i, beni en mutsuz ve yapamazsini hissettiren anlardan 3unu ve insanlari hatirlamami isterken, digeri de beni en mutlu eden, en tesvik eden 3 insan ve ani hatirlamami istiyor.

3e'r tane yazdim. Ikisininde de daha once bu ani ve kisilerin olumlu ve olumsuz etkisini bu kadar hayatimda hissetmedigimi o an farkettim. 

Olumsuz olanlardan biri ortaokulda 'bu kitabi arkadasin okusun sen okuyamazsin, sana agir gelir diyen hocamdi. Yazarken o kadar kotu hissettimki, nasil etkilenmisim. Farketmememe daha cok sasirdim aslinda. Cokta basit. Cok basit. Bur cumlecik. Ve zaman zaman icimde kendime yapamazsin diyen sesle, o sesin icimde yarattigi his ve koku ayniydi. Dusundukce uzuldum ve kizdim ogretmenime, ama bekleyin surpriz sonda.

Olumlu olanlardan bir tanesi de yine lisedeki milli guvenlik hoc…